18 Ağustos 2023 Cuma

Üniversite: Bir KOBİ Mandırası

Dünyada ve Türkiye'de birçok sağcı ekolde olan niceliği niteliğe tercih etme tavrının iyi bir örneği olan Recep Bey'in döneminde birçok üniversite açıldı. Açılan üniversitelerin gerçekten üniversite niteliğinde olup olmadıkları hep tartışıldı. Fakat ortada tartışmasız bir gerçek var ki her şehirde üniversite var ve gençlerin neredeyse tamamı üniversite eğitimi alıyor. Herkesin bu eğitimi alması ile de üniversiteler 70'lerin ortaokulu gibi bir eğitim kademesi durumuna düşüyor dolayısıyla da üniversite okumuş olmanın itibarı ve getirileri ister istemez düşüyor, iş hayatında ise iş bulmak için üniversite mezunu olmak bir artı değer olmaktan çıkıp artık gerek şart durumuna geliyor.
Belli periyotlarla sık sık gündeme gelen atama bekleyen bölümler, üniversiteli işsizler ve mezun olduğu bölümle zerre alakası olmayan üniversite eğitimini gerektirmeyen niteliksiz işlerde çalışan gençler...
Bu tip sorunlarda gençlerde de hata olsa da hatanın aslan payı tabii ki devlette. Son derece plansızlıkla her yere üniversite açan, atanamayan birçok gençten anlayacağımız üzere piyasalardaki talepten çok daha fazla yeni mezunu hayata kazandıran, bu gençlerin hayatlarına ve hayallerine olumsuz anlamda etki eden plansızlığın sebebi devlettir. Devlet Planlama Teşkilatı veya üniversiteler için benzer işleri yapacak bir devlet aklı lazım. Bu akıl üniversitelerin niceliğine değil niteliğine önem vererek nitelikli yeni mezunlarla piyasadaki rekabeti arttırken bir yandan da genç işsizler kervanı yaratmayacak sayılarda yeni mezun vermenin hesabını yapacak. Zor değil, inanın zor değil.
Peki hükümet her şehre bir üniversite politikasının eğitime ve dolayısıyla geleceğimize verdiği zararları idrak edemeyecek kadar mı beceriksiz? Hayır değil, tabii ki değil. Üniversitelerin açılmasının ve her gencin üniversiteye gitmesinin bir devlet politikası olmasının sebebi eğitim değildi ki niteliksiz eğitimden rahatsız olup bu saçmalıktan dönecek kararlar alsınlar. Aksine hükümet için her şey gayet iyi bir şekilde işliyor.
AKP'nin üniversitelerden umduğu eğitim değil ekonomiydi. Aynı zamanda bir esnaf hükümeti olan AKP'nin her sağcı hükümet gibi kalkınma ve istikrar üzerine fazla eğilmesi 'İstikrar sürsün Türkiye büyüsün' sloganıyla esnaflar için halihazırda yıllardır devam eden AKP iktidarının gittiği takdirde gelecek iktidar döneminin öngörülemez olduğunu zihinlere kazıyarak esnafları kendisine mecbur bırakmak istiyordu. 
Üniversite ile ekonominin alakası KOBİ'lerde saklı. Türkiye'nin on civarı büyük şehri hariç geriye kalan illerde üniversite olmazsa eğer KOBİ'ler geçinemez, KOBİ'ler geçinemezse istihdam azalır ve işsizlik artar, tüm bunlar olursa da AKP'nin oy deposu taşralar oylarını Recep Bey'e vermez. 
Pandemi döneminde üniversitelerin açılmasını en çok isteyenler yüksek eğitim alıp yerinde ve imkanların elverdiğince uygulamalı eğitim almak isteyen tıp, mühendislik vb. bölümlerden ziyade en niteliksiz bölümlerde okuyup üniversiteyi bir eğlence merkezi kıvamında kullanan sözde öğrenciler ve en önemlisi de KOBİ'lerdi.
Ezcümle Recep Bey zaten nitelikli bir eğitim için üniversite enflasyonuna gitmedi. Asıl amacı oy ambarı niteliğindeki taşralara üniversiteli gençler sayesinde KOBİ'lerin ayakta kalmasını sağlayarak istihdamın sürmesi, dolayısıyla da ekonomiyi diri tutmaktı. Ayrıca üniversiteli gençlerin işsiz kontenjanından sayılmadığı istatistikler gibi diğer sebepler de rol oynuyor olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Din Olarak Kapitalizm: Buyurgan Panteizm

     Nietzsche, Tanrı öldü söylemi ile modern insanın, semavi dinlerdeki bilhassa Hristiyanlıktaki paradigmayı yıkıp yepyeni bir düzene geçi...